• ANA SAYFA
  • BLOG
  • 10 Maddede Yalnızlığı Kucaklayan Müzisyen Göksel!
10 Maddede Yalnızlığı Kucaklayan Müzisyen Göksel!

Müzisyenin hikayesini ve hislerini röportajlarından derlediğimiz bilgilerle 10 madde de sizin için hazırladık.

Göksel, pandemi sürecinde Instagram’ından canlı yayınlar yaptı, cover’lar yayınladı. Geçen haftalarda yeni şarkısı Lütufsuz Yaz’ı bir kliple birlikte yayınladı. Göksel’in üretkenliğinin altında yalnızlığı sevmek ve kendisiyle vakit geçirebilmesi var. Bunu sıklıkla kendi söylüyor. Depresyondayım ile ünlenen Göksel bugüne kadar 9 albüme, 7 tekliye imza attı. Yeni şarkıları da yolda. Müzisyenin hikayesini ve hislerini röportajlarından derlediğimiz bilgilerle 10 madde de derledik.

JJ- 1971 doğumlu Göksel, evde saç fırçasına şarkı söyleyen küçük kızlardan olmuş. Evde her zaman Türk filmi izlenir, Türkan Şoray hakkında konuşulurmuş. Göksel o zamanları şöyle anlatıyor: “Annem Türkan Şoray’a inanılmaz benziyor, babam da Kadir İnanır’a... Babam kamyon şoförüydü. Annem onu öpücüklerle yolcu ederdi. Onlardan çok etkilendim. Annem ve babam çok duygusal insanlardı. Babam çok güzel şarkılar söyler, annem şiirler yazardı. Babamın ailesinde Türk sanat müziği söyleyenler vardı. İlk doğum günü hediyem babamın aldığı gitardır. Sonra da hep müzikle ilgili şeyler aldı. Dokuz yaşımda Ajda Pekkan’ın ‘Süperstar’ isimli kasetini verdi. O benim hayatımın kaseti oldu.”

JJ- Şiirler yazan annesinin onun kişiliğinde ve kariyerinde etkisi büyük.  “Ortalama bir Türk ailesinde büyüdüm. Annem ev hanımıydı ama çok özgür ruhlu bir kadındı. Beni hep “Kızım sen mutlaka çalışan bir kadın olmalısın” diyerek büyüttü. Onlar beni çok etkiledi. İçimden anneme hep teşekkür ediyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde okudum, sonra müziğe, sahneye ve daha renkli bir hayata geçtim. Çekirdeğim, özüm daha mütevazı koşullarda büyümüş bir kız çocuğu. O yüzden her kesimden insana dokunabiliyorum. Ve bu beni çok mutlu ediyor.

JJ- Hayatını müzikten önce değiştirense lens takmak olmuş!  Gülerek anlatıyor bir röportajında Göksel, “İlginç, güzelliğini hep sorgulayan bir kadının hep iyi görünmesi gerekiyor. Ortaokul dönemlerimi çok çirkin geçirdim. Gözlüklerim vardı 9 numara. Bir de o tuhaf halim; melankolik şiirler okuyup yazan, sürekli müzik dinleyen koca gözlüklü bir kız çocuğuydum. O zamanlar çok zor geçti. Üniversiteyi kazanınca babamın bana verdiği ödül lensti. O zamanlar lensler sert, gözü çizebiliyordu. Ondan korkuyorlardı. Ben de çok dikkatsizim... Ama lensten sonra hayatım değişti.”

JJ- Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü ikinci sınıfta bırakıp şan dersi aldı. Yıllarca kendini eğitimine adadı. Pişman değil aksine bugün güçlü olmasını o dönemlere borçlu olduğunu düşünüyor müzisyen. “İlk albümüm çıktığında şarkıyı çok beğendi herkes ama “Bu kız bir tuhaf” diyenler oldu. Müziğe başladığım ilk zamanlar çok naif durmama, küçük yaşta olmama rağmen çok dirayetliymişim. Beni oradan çekip pop şarkıcısına dönüştürmeye çalıştılar. Ama yapamadım. Ben böyleyim, böyle kalmalıyım diye düşünüyordum. İnsanların değişik şeyleri kabul etmesi daha zor oluyor ama farklılıklara ihtiyacımız var. Bana uymayan elbiseyi giymedim, sevmediğim şarkıyı söylemedim, hiç rol yapmadım. Kendimi en çok bunun için takdir ederim.”

JJ- Göksel, ilk albümü Yollar’ı 1997 yılında çıkardı. Albümün arkasında bir heyecan ve derin bir hüzün de var. Göksel, “ 90’ların başıydı. Arka arkaya albüm teklifleri geliyordu. Ama kendimi hazır hissetmiyordum. Sonra Onno Tunç’un yeni yetenekler aradığını duydum. Bir arkadaşım bizi tanıştırdı. Sezen Aksu’nun Beni Unutma şarkısını ve bestemi söyledim. Ertesi gün albüm sözleşmesi imzalandı. Albümün ön çalışmaları sırasında maalesef vefat etti. İlk albümümde sadece bir şarkısını, “Kurşuni Renkler”i söyleyebildim. Ama yaptığım her işte sanki bir yerlerden beni izliyor, görüyor. Ona karşı bir sorumluluk duygusu besliyorum ve onun da beni takdir etmesini umuyorum.”

JJ- Yollar’da çok fazla hit çıkmadı. Bir köşede üzülmek yerine çalışmaya devam etti. Barlarda şarkı söyledi, popüler müzisyenlere stüdyolarda vokal yaptı, reklam jingle'ları seslendirdi. Bir yandan gitar çalmayı öğrendi. Şarkı ve söz yazarı olarak bu çok kıymetliydi. Göksel bugün bile eline gitarını alınca yeni şarkılar mırıldanıyor. Depresyon da onlardan biri...

JJ-  “Depresyondayım’ı yazdığım dönem de benim için dönüm noktasıydı. Yeni bir yol bulmuştum. Biraz etnikti. Kimliğimin yeni oturmaya başladığı dönemdi. Eski eşimle Alper Erinç birlikte hazırladığımız albümlerin dönemi... Ve sonra boşandığım, yalnız bir kadın olarak yoluma devam ettiğim, Ozan Çolakoğlu’yla çalışmaya başladığım süreç geldi.”

JJ- “Hayatta kendime verdiğim tavsiyeler şunlar oldu: Şarkı söylemeye devam et. Hayal kurmaya devam et. Çalışmaya devam et. Önemli olan kalbinin güzelliği. Kendini iyi hissettiğin zamanlar en güzel göründüğün zamanlar.”

JJ- “Depresyon şarkısından dolayı hüzünlü kadın olarak anıldım. Hüzünlü bir tarafım var elbet, fazlasıyla melankolikleşip küçücük bir şeyi çok büyütebiliyorum. Günlük hayatta çok da dışa dönük biri değilim. Sadece en yakınlarım benim neşeli ve muzip tarafımı bilir. Sahnedeyken beni dinlemeye gelenler sanki benim en yakın dostlarım. Şarkı söylemeye başladığım andan itibaren bütün endişem yok oluyor. Her şey doğaçlama, bazen birden kendimi seyircinin arasında buluyorum. Bu kadar coşkulu ve tutkulu olmasaydım müziğe de böyle sıkı sıkı sarılmazdım.”

JJ- Pandemi sürecinde evden çıkamamaktan, yalnızlıktan sıkıldığını söyleyen müzisyenlerin aksine Göksel durumu kabullenenlerden oldu. Sebebini birkaç ay önce verdiği bir röportajda açıklamış aslında: “Fazla konforun sanatçının yaratıcılığını öldürdüğüne inanıyorum. Yalnızlığı bir dert değil lütuf olarak görüyorum. Çalıştığım, kendime vakit ayırdığım kıymetli zamanlar yalnız kaldığım zamanlardır.”